Satranç ustası Ali Ferhat Tamur’un 2006 yılında katıldığı bir go turnuvasının ardından duygu ve düşüncelerini paylaştığı yazıyı, kendi izni ile aşağıda yayınlıyorum.
Go Turnuvası
Ali Ferhat Tamur
Sabah kalktım, birşeyler atıştırdım, yola koyuldum. Beytepe kampüsüne vardım, arabayı park ettim. Hava serin, yağmurlu. Saat 9:30, ama tüm üniversite uykuda.
Öğrenci yemekhanesi az ileride. Salon geniş, havadar. Daha kimse gelmemiştir sanıyordum, bayağı kalabalık.
Kayıt yaptırmaya gidiyorum. Türkiye go şampiyonunun adı da Kıvanç. Bilgisayarın başına oturmuş, kayıtları yapıyor. Geçen yıl bizim bölümden mezun olduğu için tanışıyoruz. Düzenlemeyle uğraşmış mıdır bilmiyorum, ama gayrı resmi hakemliği o üstlenecek gibi görünüyor. Eşlendirmeleri yapacak, maçları başlatacak, anlaşmazlık çıkarsa çözecek, turnuvayı kazanacak, alkışlayacağız.
Kayıt oldum. Yaka kartımı aldım. Gücümü sordular. İlk defa turnuva oynayacağım ama internette şu sitede 5 kyu'yum dedim. Düşündüler, hesapladılar, 3 kyu yazmaya karar verdiler. Hiç bilmeyen birisi 30 kyu kabul edilir. Öğrendikçe 29 kyu, 28 kyu diye, başta hızlı, sonra daha yavaş, 1 kyu'ya kadar yükselir. 1 kyu'dan sonra 1 amatör dan gelir. 6 amatör dan'a kadar gider. Sonra profesyonel dereceler gelir. O da 1 dan diye başlar, 9 dan'a kadar gider. Profesyonel dereceler biz fanilerin erişebileceğinin çok ötesindedir.
İki oyuncu arasında mesela 4 derece varsa, iyi kötüye dört handikap verebilir demek. Handikap satrançta karşılığı olmayan bir şansları eşitleme sistemi, kötü oyuncu oyunun başında 4 hamle yapıyor, oyun sonra başlıyor. Karşındakini 9 handikap verip yenmek, bir at çıkıp yenmek gibi birşey. Ya da, Kasparov şuna at çıksa ne olur falan diye kafaları karıştırmayalım, 400 rating farkına karşılık geliyor diyelim. 1 amatör dan yaklaşık 2000 olmaya, 1 profesyonel dan 70'lerde büyük usta olmaya benzetilebilir.
İleride çay makinasından çay aldım. Bir masanın üstünde bir sürü kuru pasta, poğaça duruyor, organizasyonun ikramıymış. Poğaçamı ısırıyorum, salonda geziniyorum. Birkaç kişiyle merhabam var, onlarla selamlaşıyorum. Hacettepe'li çocuklar aralarında tanışıyor olmalı, şehir dışından gelmiş daha tecrübeli oyuncular var, onlar tanışıyorlar, gerisi benim gibi pek kimseyi tanımayanlar.
Maçların başlaması sarkıyor. Geleceğim deyip gelmeyenlere telefonlar ediliyor. Eşlendirmelere karar verilmeye çalışılıyor.