24 Mar 2012

Turnuva sistemleri üzerine

Barkın Çelebican


2000'lerin ortasından itibaren turnuvalara katılan nüfusun artmasıyla turnuvaları iki güne sığdırma sıkıntımız dolayısıyla sistem değişikliğine gitmek durumunda kalmıştık. Gerek o dönemdeki oyuncu trafiği gerek Türkçe yazılı kaynakların azlığı dolayısıyla oyunculara en basit konuları dahi yeniden anlatmak zorunda kalıyor benzer şikâyetleri tekrar tekrar yanıtlamak zorunda kalıyorduk. O dönemde katılma ya da düzenlenmesinde rol alma şansını bulduğum birçok turnuvada oyuncularımızın Go turnuvalarıyla ilk defa karşılaşmalarının kafa karışıklığını ve sancılarını defalarca gördüğümden uzunca bir süre araştırdıklarımı yazıya dökmüştüm. Ancak zaman içinde yayınlama fırsatı bulamamıştım. Turnuvalarımızın sayısının artması, özellikle de deneylere açık yerel turnuvaların artması ve turnuvaların çeşitlenmesiyle tekrar aynı sorular/sorunlar dillenmeye başladığından (çoğunlukla da oyuncuların cevaplardan tatmin olmadıklarını gördüğümden) yazdıklarımı paylaşma ihtiyacı hissettim. Çağatay Tavşanoğlu'nun da teklif ve sabırlı teşvikiyle bu yazı sizlerle buluşma imkânına kavuşabildi.

Bu yazı üç bölümden ibarettir. Birinci bölüm kısaca turnuva düzenlemekte kullanılan sistemler (dizgeler) ve bunların birbirine avantaj ve dezavantajlarından oluşmakta. İkinci bölümde kısaca -benim aklımda kaldığı şekliyle- Türkiye'deki turnuvalarda dizge seçimi ve yönetimiyle ilgili kriterlere değinip biraz durumdan bahsedeceğim. Üçüncü bölümdeyse sık karşılaşılan soru ve sorunlarla ilgili bilgi ve mantığım yettiğince cevap vermeye çalışacağım.


Bölüm - I Turnuva Dizgeleri


Turnuva dendiği zaman çoğunlukla akla ilk gelen genellikle kaybedenin yarışma dışı kaldığı (elendiği) eleme usûlü turnuvalardır. Bu durum, genellikle müsabakaların birinci belirlemeye yönelik olması dolayısıyla bu dizgenin (sistemin) sıkça kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Ancak go, briç ve satranç gibi akıl oyunu yarışmalarında çoklukla eleme usûlünün bazı türevleri kullanılmaktadır, adını sıkça duyduğumuz İsviçre ve McMahon dizgeleri bu türden örneklerdir. Daha az karşılaşılsa da, herkesin herkesle oynadığı ve çoğunlukla liglerde kullanıldığından “lig usûlü” olarak bilinen dönme dolap turnuva biçemi de yarışmaların düzenlenmesinde kullanılmaktadır. Kimi turnuva düzenleyicileri ise birden fazla biçemi birbirine ekleyerek kendi turnuva yönetim şekillerini oluşturmuşlardır. Bu tip özel biçemler bu yazının konusu dışında kalmaktadır.

Bu makalede tüm biçem ve eşleştirme dizgelerinin tarihçe ve kökenlerine girmek yerine kısaca belli başlı biçem ve dizgelerin tanımlarına yer vererek Go turnuvalarında çoklukla kullanılan ikisinin biraz ayrıntısına gireceğim. Türkiye'de artık hemen her Go turnuvasında türevi kullanılan -Go'ya özgü olarak ortaya çıkmış ancak artık satranç turnuvalarında da rastlanılan- McMahon biçemi dışında; tek elek, çift elek [1] ve İsviçre biçemlerine de Go turnuvalarında sıklıkla rastlanılmaktadır. Bunlardan başka çoğunlukla Uzakdoğu'da düzenlenen takım turnuvalarında Paramus biçemine de rastlanılabilmektedir.

Öncelikle -en basiti olması dolayısıyla- tüm oyuncuların birbiriyle en az bir defa karşılaştığı dönme dolap biçemine bakalım. Tüm oyuncuların birbiriyle karşılaştığı bir turnuvada tur sayısı toplam katılımcı sayısının bir eksiğidir. Yani Türkiye çapında düzenlediğiniz bir turnuvada tüm katılımcıların birbiriyle karşılaşması için 76-1=75 tur oynanması gerekir [2]. Sonuçta her oyuncu kalan tüm oyuncularla bir defa oynamış olduğundan en sağlıklı şekilde birinci tayin edilebilir: en çok maç alanlar arasında güçlü rakipleri en çok yenen birinci olur. Bu dizge aynı zamanda en sağlıklı şekilde oyuncu seviyelerinin (ve sıralamasının) tespitini sağlar. Olabilecek en basit ve en az açıklama gerektiren dizge bu sanırım.

Diğer turnuva biçemleri ise eleme usûlünden türemişlerdir. Eleme usûlü yapılan turnuvalar ise - türlerine göre ya “tam bir sıralama yapmaktan çok birinci belirlemek” ya da “en tepede yer alan bir kaç oyuncuyu belirlemek”  için yapılırlar. Yine türüne bağlı olmakla beraber katılımcıların ya da birinci olabilecek oyuncuların sayısı her turda yarılanır. Dolayısıyla bir turnuvanın tur sayısını (N) bulmak için katılımcı sayısı 2'nin kuvveti (2N) olan en yakın sayıya yukarı doğru yuvarlanır ve ikinin kaçıncı kuvveti olduğu hesaplanarak bulunur (katılımcı sayısının 2 tabanında logaritması bir üst tamsayıya yuvarlanır). Örnek vermek gerekirse: katılımcı sayısının 76 kişi olduğu bir eleme usûlü turnuvada birinciyi belirlemek için, 64 < 76 < 128, 128 = 27 minimum 7 tura ihtiyaç vardır. Bu usûlde yapılan kimi turnuvalarda turnuvaya katılanların sayısının 2'nin gücü (4, 8, 16...) olarak ayarlanması böylece turlarda tek sayıda oyuncu bulunmamasının sağlanması turnuvanın sağlığı açısından çok önemlidir.

Eleme usûlü turnuvalardan en bilineni, eleme turnuvası olarak anılan tek elek dizgesidir. En temel eleme usûlü turnuva dizgesidir. Kural basittir: maç kaybeden elekten düşer ve turnuva dışı kalır [3]. Böylelikle her turda oyuncu sayısı yarılana yarılana tüm maçlarını kazanan tek bir oyuncu kalana kadar turnuva devam eder. Turnuva düzenleyicilerinin belirlediği ölçütlere de bağlı olarak final oynayanlardan kazanan birinci, kaybeden ikinci, yarı finalde oynayanlardan birinciye yenilen üçüncü, ikinciye yenilen de dördüncü kabul edilebiliyor, bazen de üçüncülük için son kaybeden oyuncular da kendi aralarında oynayabiliyorlar.

Bu tür turnuvada turnuva dışı kalma sebebi olarak bir mağlubiyet yeterli olurken eleklerin [3] sayısının artmasıyla belirli bir sıralama için oyuncuların iddiasının devamı sağlanabilmektedir.

Çift elek dizgesi birinci belirlemek dışında sıralama yapmaya (ikinci, üçüncü ve dördüncü belirlemeye) biraz daha yatkın bir dizge gibi gözüküyor. Burada aynı anda iki eleme turnuvası yürüyormuş gibi bir görüntü oluşur: Kazananlar bölümü (üst elek) ve kaybedenler bölümü (alt elek). Mantık tek elek dizgesiyle aynıdır: maç kaybeden elekten düşer, ancak düşenler ikinci bir eleğe takılırlar (kural aynı: kaybeden düşer) yani ilk defa maç kaybedenler hemen elenmek yerine tek elek usûlü ikinci bir turnuvayla devam ederler. Bu bölümde de maç kaybedenler turnuvadan elenmiş olurlar. Kazananlar bir üst elekten (kazananlar bölümü) kaybederek gelen oyuncularla karşılaşırlar. Finalde kazananlar bölümünün namağlup oyuncusuyla kaybedenler bölümünün son kalanı bir maç daha yaparlar ve birinci böylece belirlenir. Farklı düzenleyiciler birincinin belirlenmesinde farklı yöntemler kullanabilmektedir. Bu dizge, tur sayısı en yüksek turnuva dizgelerinden biridir: turnuvayı bitirmek için gereken tur sayısı, katılımcı sayısıyla ters orantılı olarak, tek elek turnuvalar için gerekli tur sayısının iki katına kadar çıkabilmektedir. Tek elekli bir turnuvanın ihtiyacı olan tur sayısına ek olarak en az iki tur daha oynanmasına ihtiyaç duyar ve katılımcı sayısıyla beraber tur sayısı da artar. Yine işin basit tutulmasını sağlamak için katılımcı sayısının 2'nin gücü olarak sınırlandırılması önemlidir.

Daha uzun bir şekilde yer vereceğim İsviçre ve McMahon dizgelerinden önce eleme mantığı dolayısıyla ilginç başka bir dizgeye kısaca değineceğim: türevi Uzakdoğu'da sıklıkla takım turnuvalarında kullanılan Paramus dizgesi. Bu tür turnuvalar herkesin herkesle oynadığı turnuvalar gibi uzun sürer: katılımcı sayısının bir eksiği kadar tur yapılır. Genelde oyuncuların en güçlüden en zayıfa kadar dizilmesiyle başlar. Ancak çeşitli başlangıç türleri bulunmaktadır. Bundan sonra en zayıf oyuncu bir üst sıradakiyle oynar. Kazanan, listedeki henüz oynamamış en zayıf oyuncu ile devam eder. Böylece en tepeye kadar çıkılır ve son yenginin sahibi turnuvanın birincisi olur. Takım turnuvalarında fark şudur: katılımcılar kendi takımlarından olan oyuncularla karşılaşmazlar.

Gelelim esas konularımıza. Özünde bir eleme turnuvası olan İsviçre dizgesine sonsuz elekli eleme turnuvası gözüyle bakılabilir. İsviçre dizgesi herkesin her turda oynaması ilkesine dayanır. Katılımcılar turnuvada kalmak (elenmemek) için değil, puanla birbirini geçmek için yarışır. Bu dizgede herkes eşit puanla (0) başlar ve ilk eşleştirmeler rastgele olarak (ör. kura çekilerek) ya da daha sonra aşağıda anlatılacak eşleştirme dizgelerinden biri kullanılarak yapılır. Kazanan 1 kaybeden 0 berabere kalanlar ise ½'şar puan alırlar [4]. Puanların eklenmesinden sonra eşit puandaki oyuncuların yine turnuva başında seçilmiş olan eşleştirme ölçütleriyle eşleştirilmesine devam edilir. İsviçre dizgesi batıda avans almaksızın oynamaya alışık satranççılar için ortaya çıkarılmış bir turnuva dizgesidir. Bu dizgenin ilk olarak 1895'de Zürih'teki bir satranç turnuvasında kullanıldığı belgelidir. Bu dizge ismini az önce sözü geçen turnuvadan ismini almış olsa da, rivayet odur ki bu dizgenin benzerini çok daha önceden Japonlar Go turnuvaları için kullanırlarmış [5].

Lee E. McMahon (1931-1989)
Adını ünlü bilgisayar programcısı Lee McMahon'dan alan McMahon (Türkiye de yerleşik söylenişiyle “makmahon”) dizgesi Go'ya özgü yürütülmeye çalışılan bir seviye dizgesinin, yanlış anlaşılma sonucu, eşleştirme dizgesine dönüşmesiyle ortaya çıkmıştır[6]. Temelde İsviçre eşleştirme dizgesinin bir türevidir. Esas olarak avanslı oyunlara yöneliktir: Go'da diğer müsabaka oyunlarında olmadığı kadar net bir avans dizgesi vardır ve oyuncular aşağı yukarı derecelerini bilirler.

McMahon dizgesinin getirdiği birinci özellik oyunculara seviyelerine bağlı olarak birer giriş puanı ataması ve ilk eşleştirmeleri buna göre ayarlamasıdır. Bu açıdan McMahon'a oyuncuların belirli bir sayıda maçı önceden kazanmış olduğu kabul edilen bir İsviçre dizgesi turnuva gözüyle bakabiliriz. Tabii bu puanlar rastgele bir şekilde belirlenmeyip katılımcıların seviyelerine göre verilmekte. Giriş McMahon puanları üst eşik ile alt eşik arasında kalan oyuncular için seviye farkı başına 1 puan olarak değişirken alt eşiğin altında ve üst eşiğin üstünde kalan oyuncular için sabittir[7][8].

ÜST GRUP (aynı McMahon puanı)
----- üst eşik
ORTA GRUP (değişken McMahon puanı)
----- alt eşik
ALT GRUP (aynı McMahon puanı)

McMahon dizgesinin ikinci ve en önemli özelliği ise eşik belirlenmesiyle birbirini etkileyebilen 3 turnuva oynanıyormuş gibi bir ortam yaratabilmesidir. Katılımcılar bu eşiklerle 3 gruba ayrılabilir. Bu dizge katılımcıların çok, zamanın az olduğu durumlarda dereceye girme şansı daha yüksek olan oyuncuların puanlarını eşit seviyeye çekerek başlar - ki bu belirlenen eşik dereceye denk gelen puanın bir fazlasıdır (mesela İngiltere’de sıfır şodan tabir edilen ölçeğin kullanılması durumunda eşik 2 dan ise 2 dan üstündeki tüm oyuncular turnuvaya 1 McMahon puanı ile başlarlar). Duruma göre (katılan 20 kyu altı oyuncuların fazlalığı vs.) ikinci bir eşik belirlenerek alt grup ikiye bölünebilir. Böylelikle üst, orta ve alt olmak üzere 3 gruplu bir turnuva yürütülebilir. Seçilecek avans stratejisine bağlı olarak bu sistemle, birincilik/derece için belirli sayıda oyuncunun yarıştığı, görünürde İsviçre sisteminden farksız yürüyen bir turnuvanın olduğu ve hiçbir koşulda avans kullanılmayan bir üst grup (top group); kendi içinde sınıf birincilikleri için ayrıca yarışan ve güçlü oyuncunun üst eşiği (top bar) geçerek üst grupla oynama şansını yakalayabildiği, tercihe göre avans sisteminin işletilebileceği orta grup; ve yine duruma bağlı olarak alt eşiği geçerek orta grupla oynama şansı yakalayabilecek oyunculardan oluşan alt grup seçilebilir. Genellikle McMahon usûlü yapılan turnuvalar en az 2 gruplu olurlar: İsviçre dizgesiyle derece belirlemek üzere ayrılan ve kesinlikle avanssız oynayan üst grup ile sınıf birincilerinin belirlenebileceği ve istenirse avans sisteminin işletilebileceği alt grup.

Geleneksel olarak Avrupa'da üst eşik 4 dan olarak belirlenmiştir ancak bu bağlı olunan üst kurumun ya da kuruluşun belirlediği çerçeve içinde kalmak şartıyla turnuva düzenleyicilerinin tercihine kalmıştır. Genellikle turnuva katılımına göre bu eşik aşağıya çekilebilmektedir. Avrupa Go Federasyonu 6 turluk turnuvalarda üst eşiğin 12 ila 24 oyuncu arasında bir nüfusu kapsaması gerektiğini öngörmüştür; bu kural uyarınca üst eşiğin 4 dan'da kalması koşuluyla üst gruptaki oyuncu sayısının 6(N-2)'den fazla olduğu durumlarda 4(N-2) oyuncunun başlangıç puanlarının birer puan artırılmasıyla yükseltildikleri bir süper grup oluşturulur [9]. Go'ya yeni başlamış, seviyesi henüz kesinleşmemiş ya da oturmamış, gelişmekte olan oyuncuların karşılaşmalarında avans belirlemek zor [10] olduğundan, böyle oyuncuların katılımının çok olduğu durumlarda yine bir eşik belirlenerek (alt eşik) bu oyuncuların puanları eşit seviyeye çekilebilmekte ve kendi aralarında avans olmaksızın oynamaları sağlanabilmektedir.

McMahon'un da türevi olan ve Alpar Kılınç Anma, Uluslararası İstanbul ve Bursa Go turnuvalarında kullanılmış olan ve literatürde Aguilar-McMahon adıyla geçen bizde de gruplu McMahon olarak bilinen dizge ise McMahon'da yapıldığı gibi eşik belirleyip üst eşik altında kalan grupta yer alan her seviyeye puan atamak yerine belirli seviye aralıklarına puan atayarak 3, 4, 5, 6.. grup yaratılmasına dayanır. Bu dizgenin McMahon'a dair yapılan eleştiriler dikkate alınarak ortaya çıktığı söylenmektedir -ancak dikkate alınan eleştirilerin hangileri olduğuna dair yazılı bir bilgi bulamadım. Yakın zamanda farklı kişilerle yaptığım görüş alışverişlerinde: turnuvaya katılanların seviyelerinin takip eden düzende olmaması, beyan edilen seviyelerdeki belirsizlik vb. durumların normalize edilmesine yardımcı olduğunu duydum ancak bunları yazılı kaynaklarla destekleyemediğim için burada bahsetmekle beraber sebep olarak veremiyorum.

Turnuva dizgelerinin seçilmesi ve artılarıyla eksilerine daha sonra tekrar değinmek üzere eşleştirme dizgelerine bakalım. Öncelikle eşleştirme dizgesiyle turnuva dizgesinin farklı şeyler olduğunu belirtmeliyim: biri turnuvanın nasıl işleyeceğini, birincinin nasıl seçileceğini sıralamanın nasıl olacağını ve diğer bir çok şartını belirlemekte kullanılırken (turnuva dizgesi) diğeri sadece eşleştirmeleri yapmakta kullanılmaktadır (eşleştirme dizgesi).

Dönmedolap turnuvalarda eninde sonunda herkes birbiriyle karşılaşacağı için eşleştirme konusunda bir dizgeye gerek yoktur sadece oyuncuların maçlarının takibi gereklidir.

Eleme usûlü turnuvalarda ise herkesin birbiriyle oynaması söz konusu olmadığından eşleştirmelerin hangi ölçütlerle ya da nasıl yapılacağı sorunu vardır. Önce eşleştirme dizgelerine sonra da ölçütlere bir göz atalım. Genellikle katılımcıların sıralamasının yapılamadığı turnuvalarda ilk tur eşleşmeleri kura ile yapılabilmektedir. Burada Go bağlamında baktığımızdan oyuncuları aşağı yukarı beceri ve deneyimleri yönünden sıralayabildiğimizi varsayıyoruz. Eleme usûlü yapılan turnuvalarda eşleştirme dizgelerini kabaca üç gruba ayırabiliriz:

“Katlama” olarak tabir edilen eşleştirme dizgesinde oyuncular seviyelerine göre dizildikten sonra listenin katlanmasıyla eşleştirmeler yapılır. Dolayısıyla ilk turda en güçlü oyuncu ile en zayıf oyuncu karşılaşır. İlk turda zayıf oyuncular fazla direnç gösteremeden tümüyle yenildiği (ve elek turnuvalarda turnuvadan ya da o klasmandan elendikleri) için "mezbaha" olarak da bilinir. Sekiz katılımcılı bir turnuvanın A, B, C, D, E, F, G ve H olarak sıralanabilecek oyuncuların ilk turdaki eşleşmeleri A-H, B-G, C-F ve D-E olarak gerçekleşir. Turnuvada birinci gelme ihtimali olan oyuncuların son turlara kadar turnuvada kalmalarını sağlayıp bu oyuncuları koruduğundan, bu dizge final oyunlarına önem veren düzenlemelerde tercih edilirler çünkü heyecanlı ve gerilim dozu yüksek final maçlarının oynanmasına olanak sağlar.

“Komşu eşleştirmesi” ise isminin de ima ettiği gibi, oyuncular seviyelerine göre dizildikten sonra, birbiriyle oynamamış en yakın puanlı oyuncuların birbiriyle eşleştiği dizgedir. İlk turda en tepedeki oyuncu bir altındakiyle, üçüncü dördüncüyle... sondan bir önceki de sonuncuyla eşleşir. Dizge, karşılaşmamış oyuncuların eşleştirilmesine özen gösterilerek devam ettirilir.  Sekiz katılımcılı bir turnuvanın A, B, C, D, E, F, G ve H olarak sıralanabilecek oyuncularının ilk turdaki eşleşmeleri A-B, C-D, E-F ve G-H olarak gerçekleşir. Bu dizge tüm turnuva boyunca iddialı ve heyecanlı maçların oynanmasını sağladığı iddia edilen dizgelerden biridir.

Son olarak, “fermuar eşleştirme” olarak adlandırabileceğim eşleştirme dizgesini ele alalım. Yine en güçlüden zayıfa oyuncular dizildikten sonra listenin ortadan ikiye bölünmesiyle iki grubun oluşturulması (alt ve üst gruplar) ve sırayla birinci grubun en güçlüsüyle ikinci grubunun en güçlüsünün eşleştirilmesi ile yapılır. Sekiz katılımcılı bir turnuvanın A, B, C, D, E, F, G ve H olarak sıralanabilecek oyuncuları ilk turda A-E, B-F, C-G ve D-H olarak eşleşir.

Bunların dışında turnuva düzenleyicilerinin ağırlık vermek isteyebilecekleri karşılaşma ölçütleri de olabilir; bunlardan çokça tercih edilen ve bilinenleri:
- eşleşmelerde tekrar olmaması;
- mümkün mertebe aynı ülke, şehir ya da kulüp'ten oyuncuların karşılaşmaması;
- siyah ve beyaz dağılımında el verdiğince denge olması;
- belirli bir seviye aralığında eşleşmeler oluşması (çoğunlukla tercih edileni rakipler arasında seviye farkının 5'den az olması).

MacMahon programı logosu
Bu ölçütlerin işi karmaşıklaştırması dolayısıyla eşleştirmelerin elde yapılması büyük turnuvalarda (20 kişi ve üstü) zor olmakta, bilgisayara ihtiyaç duyulmakta ve dolayısıyla artık piyasada güçlü eşleştirme programları bulunmaktadır. Avrupa'da Go çevrelerinde çokça tanınan, bilinenleri Christof Gerlach'ın bu konudaki tezine eşlik eden MacMahon programı (program ismini McMahon dizgesinden alsa da, okunuşu da değişmese de yazılışı McMahon değil MacMahon'dur) ve Türkiye Go Oyuncuları Derneği’nin de tercih ettiği OpenGotha'dır. Bu iki program da halen Avrupa Go Federasyonu'nun tavsiye ettiği programlar arasında yer almaktadır.

Yukarıda kısaca değinildiği üzere hiçbir turnuva sistemi mükemmel değildir, hepsinin ayrı ayrı açıkları, sorunları vardır. Bu sorunlar çoklukla insanların dizge ve biçemlerden beklentileriyle o dizgeleri doğuran şartların çatışmasından kaynaklanır. Dizgelerin artılarını, eksilerini genel bir çerçeve içinde sunmaya çalışacağım.

Tüm katılımcıların birbiriyle oynadığı dönme dolap dizgesi en sağlıklı ve adil sayılabilecek oyuncu sıralamasını vermektedir. Ancak katılımcı sayısına bağlı olarak bu tip turnuvalar çok uzun zamanlara yayılmak durumunda kalabilmektedir. Düzenlenen amatör turnuvaların doğası gereği zaman kısıtlaması nedeniyle bu dizge ve türevleri Türkiye'de turnuva amacıyla kullanılmamaktadır; geçen seferki örneğe dönersek 76 kişinin ikişer saatlik 75 turu tamamlaması için 25 güne ihtiyaç var, tabii herkes aynı anda oynar ve günde 3 tur oynayabilirse. Bu ilk şikâyeti ortaya koymakta: büyük katılımlı turnuva düzenlenmesi durumunda zamanı kısıtlı tutmak gerekmekte; nitekim herkesin hobi olarak ilgilendiği bir oyun için "delicesine uzun" sayılabilecek bir süre için insanları aile, iş, okul vs. yaşamından koparmak hiç de mümkün değildir -bu kadar kişinin ağırlanması, aynı bölgede bu kadar uzun süre kalması ve benzeri lojistik sorunları saymıyorum bile. Kısıtlı zamana bağlı olarak katılımcıların daha küçük kümelere bölünmesi ve kümelerde en fazla puanı toplayan grup birincilerinin ayrıca bir turnuvaya tabi olması (iki ayaklı turnuva) buna önerilebilecek bir çözüm. Ancak bu da katılım sayısı ve zaman kısıtlarına bağlı olarak yapılabilir olmaktan çıkabilmektedir. Kaldı ki belirli seviyelerde oyuncu yoğunluğu olması, küme boyutlarının üstünde kalması ve çeşitli kümelerdeki oyuncuların düzgün dağılmaması gibi karmaşıklıkların çıkması da durumu idare edilebilir olmaktan çıkarabilir.

Eleme dizgesi kullanılan turnuvalar ise -herkesin aynı anda turnuva yerinde bulunmasına ihtiyaç göstermeyen Paramus'dan herkesin aynı anda oynamasına bağlı olan İsviçre ve türevi McMahon'a kadar- dönme dolap dizgesine oranla oyuncu başına daha az vakte mal olur. Bu dizgeler en kısa sürede sonuç alınmasına (birinci belirlenmesine) yöneliktir ve dolayısıyla oyuncu sıralaması vermesi açısından ne kadar sağlıklı oldukları tartışmaya açıktır -AMAÇLARI DA BU DEĞİLDİR! Bunun özellikle altını çizmemin sebebi sıklıkla bunun oyuncular ve turnuva düzenleyicileri tarafından unutulmasıdır.

Zaman kriterine geri dönersek; mesela, Paramus'ta (yine İstanbul Turnuvası örneğiyle devam ederek) 76-1=75 tur ve toplamda 75 maç oynanırken aslında sadece 2 oyuncunun ve bir hakemin hazır bulunması, sıradaki oyuncunun bir sonraki turdan önce turnuva mekânına gelmesi yetmektedir zirâ her seferinde sadece 2 kişi oynayabilmektedir. Gün içerisinde oynama ihtimali olmayacak oyuncular sıralarının gelebileceği günlere kadar serbesttirler. Ancak sonucu belirlemek için yine herkesin herkesle oynadığı turnuvalardaki gibi bir hesapla minimum 25 gün beklemek gerekecektir.

Gelelim elekli turnuvalara. Bu turnuvaların bir avantajı turnuvadan elenen oyuncunun elendikten sonraki zamanı kendisine kalır. Fakat bunun ne zaman olacağı kimi oyuncular için belirsizdir. Diğer bir avantaj ise "eleme" sözcüğünün oyuncuları -final oynayanlar hariç- "sıralama" kaygısından uzaklaştırmasıdır. Dezavantajlara gelince, dönme dolap, Paramus, İsviçre ve McMahon dizgelerinin aksine elekli turnuvaların sağlıklı işlemesi ve optimum tur sayısıyla gerçekleşebilmesi için katılımcı sayısının 2'nin gücü olması gerekmektedir. Bu sayıların dışına çıkılması ve eşleşen katılımcıların turnuvadan çekilmesi gibi durumlar komplikasyonlara yol açabilmektedir. Eleklerin artması durumunda da kimi eleklerde bazı turlarda tek sayıda oyuncu olacağından bu oyuncular o turu oynamadan geçirmek durumunda kalacaklardır.

Go karşılaşmalarında sıklıkla kullanılan İsviçre ve McMahon gibi puan toplamaya yönelik dizgelerden biriyle işleyen bir turnuva ise genellikle sıralama yapma ya da birinci belirleme konusunda tek başına yeterli değildir. Çünkü puan eşitlikleri sıklıkla oluşabilmektedir. Bunun için çeşitli eşitlik bozma yöntemleri geliştirilmekte ve kullanılmaktadır. Bunlardan en bilinen ve uygulananları RPT (Rakiplerin Puanları Toplamı - İngilizce adıyla Sum of Opponents' Scores – yani SOS) türevleri ve RRT'dir (Rakiplerin RPTleri Toplamı - yine İngilizcesiyle Sum of Opponents' SOS – yani SOSOS). Bu türden eşitlik bozucular tüm katılımcıların tüm turlara katılmasını gerektirir; dolayısıyla katılım kazanmak kadar önemlidir. Rakiplerin aynı zamanda takım arkadaşı olduğu tuhaf bir yön vardır bu turnuvalarda. Bu durum ise bu tip turnuvaların hem avantaj hem dezavantaj içeren bir yönü. İddialı ve hırslı oyuncular birinci olma iddiaları kalmadığında (bir iki yenilgiden sonra) motivasyonlarını kaybederek turlara devam etmeyebilmekteler. Katılımcıların turnuvayı terk etmesi, tur kaçırması katılımcı sayısının çift olmaması gibi etkenler ise puana bağlı yürüyen bu tür turnuvaları ciddi şekilde bozabilmektedir [11]. Özellikle McMahon turnuvalarda tur kaçıran ya da turnuvadan topyekûn çekilen oyuncu tepe grupta yer alıyorsa durum rakipleri için daha da büyük bir kayıp oluşturmaktadır. Turnuvanın türüne ve uygulanan kurallara bağlı olarak çekilen oyuncunun katılmadığı turlardan daha önceki rakiplerine puan gitmediği gibi üst gruptan çıkarılması için puanının da düşürülmesi söz konusu olabilmektedir.


Bölüm II - Kısaca Türkiye'deki durum

Şimdi turnuvalara ve dizge seçerken kullanılan ölçütlere bakalım. Açıkçası ilk çıkış noktasını net olarak bilemeyeceğim. İlk turnuvamız neden ve nasıl düzenlendi sorularının cevabını o zamanlardan beri oynayan Mehmet Dardeniz, Oktay Uysal, Kerem Karaerkek ya da Ertuğ Akkol'a sormak lazım belki de - bu dönemi bilip halen Go ile alakası olan ve erişilebilir olduğu halde atladığım birisi varsa kusruma bakmayın.

Hatırladığım ve bana çeşitli zamanlarda anlatılanlardan aklımda kaldığı kadarıyla 1990 ortalarından itibaren düzenlenen turnuvalardaki amaçlardan bir tanesi mümkün mertebe herkesi bir araya getirmek, tanıştırmak ve Türkiye'ye çeşitli kanallardan akan bilginin ve kişisel çaba sonucu öğrenilenlerin oyuncular arasında paylaşılmasını, böylece birikimin paylaşımla yayılarak artmasını sağlamaktı. Turnuvaları cazip kılmak bunun için önemliydi. Kullanılabilecek yöntemlerden biri herkesin katılımını sürekli kılarak bolca oyun oynamasını sağlamaktı. Zaten DAGŞ'de [12] de uygulanan ve dolayısıyla “gördüğümüz” yöntem de buydu. Sonuçta katılımcıların yarıdan fazlasının en fazla 1 ya da 2 oyun oynadığı eleme usûlü ulusal turnuvaların (tek elek, çift elek) pek akılcı olmadığını takdir edersiniz. Ankara, Bursa, Eskişehir vs. illerden 1 belki 2 oyun için başkaca bir işi olmadıkça kaç kişi yol teperdi? Bunun yanında oyuncular arasında bir sıralama oluşturarak çok az kayıtlı oyun oynanan bir zamanda gelişimi takip edebilmek de istenenler arasındaydı. Ayrıca bu turnuvalar İsviçre dizgesinin kullanıldığı DAGŞ'ye gidecek oyuncuyu belirlemek ve gitmeden önce turnuva tecrübesini artırmak amacını da güdüyordu. İlk turnuvaların İsviçre dizgesiyle yapılması bahsedilen durumun doğal bir sonucudur.

Yine DAGŞ'de de adet olduğu üzere avans kullanılmıyordu; söz gelimi 20 Kyu ile 1 Dan karşılaştığında denk oynuyorlardı [13]. Tabii bunun şöyle bir avantajı da vardı: turnuvaya katılan herkes turnuva dizgesi açısından eşit şartlarda başlıyordu; tüm maçlarının bir eksiğini kazanan bir 20 Kyu oyuncu ile aynı sayıda maç kazanan 1 Dan oyuncu arasındaki eşitliği Rakiplerinin Puanları Toplamı (RPT ya da daha bilinen kısaltmasıyla SOS) bozuyordu. Turnuvalar bilgi aktarımına yönelik olduğundan, az sayıda olan ve çok az kişinin oynama fırsatı bulduğu iyi oyuncularla daha zayıf oyuncuların başlangıçtan oyun sonuna kadar bir oyunu paylaşmasını sağlamak böylece güçlü oyuncunun yorumda bulunmasına fırsat vermek ve zayıf oyuncuların daha iyi ve verimli hamlelere maruz kalmasını sağlayarak öğrenmelerine zemin hazırlamak bu dönemde yapılan turnuvalarda eşleştirme yönteminin seçiminde gözetilen bir ölçüttü. Türkiye Go Şampiyonası'nın (TGŞ) galibi doğrudan DAGŞ'ye katılıyordu. Alpar Kılınç'ın vefatıyla birlikte anısına düzenlenmeye başlayan Alpar Kılınç Go Turnuvası bir süre için bu seçimde etkisizdi ve alışkanlıktan yine İsviçre dizgesiyle düzenleniyordu.

Türkiye'deki Go ortamına biraz daha hareket katmak, Dernek faaliyetlerinin sayısını daha fazla gösterebilmek, hem Ankara'nın rölantiden çıkmasını hem de 1990'ların sonunda faaliyeti duran İstanbul'un uykudan uyanmasını sağlamak amacıyla 2001'de düzenlenen ve ilk katılımı 11 kişiden ibaret olan İstanbul turnuvası da aynı yoldan gitmişti. Ancak İstanbul Turnuvası'nın gitgide büyümesi, şehir dışından (Ankara) katılımın artması ve İstanbul'daki oyuncuların organize olarak Ankara'daki turnuvalara da katılır olması; bu üç turnuvayı gerçekten ulusal çapta kılıyor ve katılımcı sayısını İsviçre dizgesinin kaldıramayacağı niceliğe yaklaştırıyordu [14]. Bu durum, turnuva düzenleyenlerin gönüllü olarak bununla uğraştığı ve yoğun profesyonel ya da öğrencilik hayatı olan 3-4 kişilik bir ekip tarafından yapıldığı da göz önüne alındığında, İsviçre dizgesiyle (ayrı ayrı ya da sınıflı) yürütülen eş zamanlı x adet turnuva yerine herkesi bir potada eritebilen ve yönetim açısından daha az zahmet getirecek bir dizgenin seçilmesini gerektiriyordu. Ancak katılımcıların seviyelerinin takip eder durumda olmaması (seviye aralıklarında zaman zaman uçurumların oluşması), seviyelerdeki belirsizlik ve oyuncuların performanslarındaki tutarsızlıklar McMahon'un işletilmesini sorunlu kılıyordu. Bu durum McMahon-Aguilar (ya da daha çok bilinen adıyla gruplu McMahon) sisteminin tercih edilir olmasına yol açtı.

Daha önce de bahsedildiği gibi ilk başta TGŞ dışındaki turnuvalarda sadece buluşmak ana amaçtı (duruma göre eğlenmek ya da Alpar Kılınç ve diğer kayıplarımızı da anmak). Ancak katılımcı sayısının artması ve kalite yarışı nedeniyle DAGŞ'ye yönelik düzenlemeler yapılarak bu üç turnuva İsviçre usûlü davetli başka bir turnuvanın (Play-off) ön ayağı oldular. Play-off dizgemiz ise daha önce Türkiye Şampiyonası'nı kazanan oyuncuların edindikleri bir âdeti kurallaştırmak için yapılmış bir düzenlemeydi. Şöyle ki: Türkiye Şampiyonu her zaman DAGŞ'ye gitmemiştir. İki veya daha fazla defa turnuvayı kazanan kimi oyuncular bu haklarını kullanmayıp gelişmekte olan oyunculara devretmeyi ya da devredilmesini sağlamayı tercih etmişlerdi. Böylece DAGŞ'ye katılmanın getirdiği bazı ayrıcalıklar üç beş kişinin tekelinde kalmamış belirli bir seviyeye çıkabilen tüm oyunculara bu yol açık kalmıştır. Play-off puanlarının birikmesi ve DAGŞ'ye katılan oyuncunun puanının sıfırlanması bu tercihin bir sonucudur.

Ankara'daki turnuvaları net olarak bilemeyeceğim ancak RPT ve RRT İstanbul Go Turnuvası'nda 2002’den bu yana kullanılmakta. Bunun sebebi ise derece ödüllerinin kapanış töreninde verilmesi isteği ile önceden yaptırılmasıdır. Bundan dolayı sadece 1'er tane birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci olması istenmektedir.

Sınıflı İsviçre usûlü turnuva yerine McMahon usûlü tek turnuvanın olduğu Go etkinliklerinde genellikle sadece turnuva birincisine değil belirli seviye aralıklarına da teşvik amaçlı derece ödülleri verilir; sonuçta seviyesi dolayısıyla turnuvayı kazanma şansı olmayan ancak oynadığı maçların tamamına yakınını alan (örneğin 6 turluk bir turnuvada 6 karşılaşmanın 5'ini alan) oyuncular da kendi sınıfları içinde aralarında sıralanırlar. Bu derece sisteminin dışında, eldeki imkanlar dâhilinde Türkiye'de aslına sadık kalınarak uygulanma fırsatı olmayan, bir "Fighting Spirit"/"Savaşçı Ruh" teşvik ödülü vardır. Bu ödül kural olarak kendisinden güçlü oyunculara karşı oynamış ve oyunlarının çoğunda zor şartlar altında olmasına rağmen savaşı bırakmamış, tehlikeli sulara girmiş ve görece başarı ile çıkarak kendisinden beklenmeyen bir başarım göstermiş oyunculara verilir. Ancak Türkiye'de “tam-gün hakemli” turnuva yapılmadığı, turnuva sırasında anket ve röportajlarla ilgilenebilecek iş gücü ayrılamadığı ve oyuncular tarafından oyun kayıtları düzenli tutulmadığı için şimdiye kadar ödül, kural olarak maçlarının yarıdan fazlasını almış en genç ve en zayıf oyuncuya verilegelmiştir. Go ile ilgilenenlerin sayısı arttıkça bu durumun değişebileceğini umuyorum.


Bölüm III- Sorunlar

Sıkça karşılaşılan şikâyet, soru ve sorunları şöylece sıra gözetmeksizin cevaplamaya çalışayım:


- "Rakibimle aramda çok büyük seviye farkı var neden eşleştik?" veya "Benim için tur zevkli geçmedi rakibim çok güçlüydü/zayıftı."

McMahon'un ortaya çıkışındaki temel ölçütlerden biri de bu şikâyetin giderilmesiydi. Yani yakın seviyelerdeki oyuncuların birbiriyle karşılaşmasını sağlayarak çekişmeli ve zevkli maçların çıkmasına ortam hazırlamak.

Bu serzeniş ise İsviçre usûlü ve gruplu McMahon turnuvalarda sık duyduğum şeylerden biriydi. Öncelikle iki turnuva biçemi için de geçerli olan şu kuralı hatırlatayım: eğer henüz karşılaşmadıysanız kazandıkça daha güçlü oyuncularla karşılaşma olasılığınız artar. İsviçre usûlü turnuvalar zaten katılımcılar arasında güç farkı gözetmez, herkes eşittir dolayısıyla her an sizinle aynı puanı bir şekilde almış çok zayıf ya da çok güçlü bir oyuncuyla karşılaşma ihtimaliniz vardır. Eğer kaybedenler arasında en zayıf oyuncu iseniz ve kazanan gruplardan biri de tek sayıda ise büyük ihtimalle üst grubunuzun en güçlüsüyle oynayacaksınız demektir. Bu, güçlü oyuncuyu korumak amacıyla (heyecanlı final isteğini unutmayın) turnuva yöneticileri arasında yerleşmiş bir gelenektir. Dolayısıyla eşleştirme programlarına yazılmış bir ayardır ve eskiden çok az program bu seçimin değiştirilmesine izin verirdi. Halen MacMahon programı buna izin vermezken, OpenGotha alt grup üst grup eşleşmelerinde farklı kombinasyonların denenmesine olanak tanımakta.

Gruplu McMahon'da ise grup büyüklüklerinin ve sınırlarının seçimi karşılaşmaların nasıl olacağını belirlemektedir. İsviçre biçemindeki duruma benzer olarak grupların 4-5 derece -belki daha da fazlasını- birden içermesi alt grup üst grup eşleşmelerinde oyuncular arasındaki farkı daha da açabilmektedir.


- "Rakibim benimle aynı seviyede girmiş ama benden çok daha güçlü çıktı.", "Rakibim benden düşük seviye beyan etmiş olmasına rağmen daha güçlü çıktı." veya "Rakibim benimle aynı seviyede girmiş ama benden çok daha zayıf çıktı.", "Rakibim benden yüksek seviye beyan etmiş olmasına rağmen daha zayıf çıktı."

Türkiye'deki ve Avrupa'daki turnuvalarda oyuncuların seviye beyanlarının esas alınması genel ilkedir. Avrupa'da eşik üstünde kalacak oyuncuların seviyelerine karşı özel bir titizlik gösterilmekte, AGF oyuncu veritabanındaki seviyeleriyle tutarlı olması beklenmektedir.

Türkiye'de oyuncuların çoğunluğunun kalıcı olmaması, bu konuda çalışmaya gönüllü bir ekibin oluşamaması, kaynak ayrılamaması ve sâir nedenlerle kendimize ait işleyen bir seviye dizgemiz maalesef henüz yok. Daha önceleri aktif oyuncuların sayısının belirli bir aralıkta dalgalanması ve belirli basamaklarda yerleşmiş oyuncuların olması dolayısıyla yeni katılan oyuncuların seviyelerini aşağı yukarı tespit edebilmekteydik. Daha sonraları Genelağ'ın yaygınlaşması ile Türk oyuncuların çoğunluğu sıklıkla KGS'de (K Go Sunucusu) oynadıklarından turnuva bazında sağlıklı bir ölçü olmamasına rağmen buradaki seviyelerini esas almaktadırlar.

Bunların yanında oyuncuların gerçek seviyelerini bir maça ya da bir turnuvadaki performanslarına bakarak kesin olarak belirlemek pek kolay ve sağlıklı değildir.

Tavır olarak oyuncuların denetlenmesini beklemek yerine “Dünya'yı değiştirmek istiyorsan önce kendini değiştir” düsturuyla kendi kendimizi denetlemeyi daha uygun bulurum. Sonuçta bu oyun vasıtasıyla kendimizi sorgulayıp daha iyi insanlar olamaya yönelmiyorsak cazibesine kapıldığımızı söylediğimiz Go'nun o büyülü dünyasının büyüsünü de esasını da çevresinden çekip alıvermiş oluyoruz. Dolayısıyla eğer genel olarak rakiplerinizi kendinizden zayıf bulduysanız bir sonraki turnuvaya daha yüksek bir seviyeden girin. Eğer genel olarak rakiplerinizi kendinizden güçlü bulduysanız bir sonraki turnuvaya daha düşük bir seviye ile katılın. Eğer sadece bir rakibinizi güçlü bulduysanız kendi zaafınızın ne olabileceğine bakın; zirâ bazen oyun bilgisi/yetisi konusundaki uyumsuzluklar oyunun bir oyuncunun aşırı derecede lehine gelişmesine sebep olabilmektedir - bu etki kyu seviyelerinde ve 30kyu'ya doğru inildikçe daha net gözlemlenebilir.

Eğer rakibinizin diğer rakiplerinde de aynı intibaı uyandırdığını görüyorsanız rakibinizle konuşup bir dahaki sefere daha yüksek bir seviyeden katılması için yüreklendirin.


- “Ben de %80 başarı gösterdim ödül alan oyuncu da, neden sadece o ödül aldı?

Önceki bölümde de değindiğim gibi turnuvalarda belirli bir iş gücü sıkıntısı bulunmakta. Bu biraz go oyuncularının turnuvalara katılmayı turnuvada görev almaya yeğ tutmalarından biraz diyalog eksikliğinden biraz da henüz bu konuda iyi bir çözüm oluşturulamamış olmasından kaynaklanmakta. McMahon turnuvaların bir özelliği seviyelerinde yüksek başarım gösteren oyuncuların belirlenebilmesidir. Bence bu oyunculara da ödül verilebilinmelidir -ki bu hiç de yeni olmayan bir uygulamadır. Ancak çıkabilecek sonuçların değişkenliği ve zor tahmin edilir olması bu konuda bütçe ve iş gücü olarak bir hazırlık yapılmasını da zorlaştırmaktadır. Uygun bir çözüm bulunana kadar önceki bölümde değindiğim ölçütler ışığında ödüllerin dağıtılmaya devam edeceğini tahmin ediyorum.


- “İlk turda karşılaşıp yendiğim oyuncu benimle aynı puan ve RPT'ye sahip olmasına rağmen neden benim üstümde yer aldı?”,  “RPT ve RRT niye var?

İdeal bir dünyada eşitlik durumlarının en adil çözümü ek turlarla daha iyi olanı belirlemektir, ancak maalesef McMahon biçeminin ortaya çıkışında biraz da zaman kısıtı rol oynamakta yani verilen kısa bir süre içinde kabul edilebilir bir ilk sekiz - on, on iki, neyse- belirlemeniz gerekmekte. Dolayısıyla oluşabilecek eşitlikleri bozmaya sonuçları rafine etmeye yönelik çeşitli ölçütler kullanılmaktadır. RPT zamandan tasarruf için sıklıkla kullanılan eşitlik bozuculardan biridir. RRT ise kimi turnuvalarda RPT'ye ek olarak kullanılan bir ikincil eşitlik bozucudur. McMahon puanı -adil veya değil- bir güç göstergesiyse RPT bir adım daha ileriye (ne kadar güçlü rakiplerle karşılaşmış?) RRT ise ondan da bir adım daha ileriye (rakiplerinin rakipleri ne kadar güçlüymüş?) bakmanın kaba ama bir o kadar da basit bir yoludur. Matematik ve istatistik açısından geçerliliği ve uygunluğu hala tartışıladursun mantıken kendi içinde tutarlı bir silsiledir. DAGŞ'de halen ikincil eşitlik bozucu olarak RRT kullanılmaktadır. AGF yetkililerinin bir kısmı pek beğenmese de yeğ tuttukları kura çekmekten daha "tutarlı" bir eşitlik bozucudur ve tavsiye ettiği MacMahon programının varsayılan ayarlarındandır.

- “Xkyu'yum, zaman zaman dan seviyelerindeki oyuncuları yenebiliyorum dolayısıyla turnuvayı kazanma ihtimalim var. Ama McMahon (ya da seçilen üst eşik) buna olanak tanımıyor. Neden bu sistemi kullanıyoruz?

Ulusal Playoff sistemine dahil turnuvaların önceliği -işin ucunda dağıtılması gereken puan ve ödüller olduğundan- puan verilecek oyuncular arasında en kısa zamanda sağlıklı bir sıralama yapabilmektir. Zaman kısıtının altını ne kadar çizsem azdır. Burada şöyle bir yol ayrımı çıkıyor karşımıza ya belirli bir seviyenin üstüne hitap eden katılımı kısıtlı bir İsviçre usûlü turnuva yapacağız ya da herkesin katılıp bilgi ve becerisine göre kendisini deneme/gösterme şansına sahip olacağı bir turnuva yapacağız. McMahon bize bu iki isteği birleştiren bir olanak sunuyor. Ancak üst grupta turnuvayı kazanma ihtimali KUVVETLİ oyuncuların bulunması turnuvanın öncelik verdiği ölçütlerden biri olduğundan zaman kısıtı sabitken yüksek seviyeli oyuncuların sayısı arttıkça üst eşiğin yukarıya doğru çekilmesi kaçınılmaz olacaktır.

- “Rakiplerimden biri turnuvadan çekildi sıralamam ne olacak?

Daha önceki bölümlerde değindiğim üzere turnuva dönme dolap/lig usûlü bir turnuva değilse önemsenecek bir şey değildir. Çünkü bu tür turnuvalar tam bir sıralama çıkarmak için yapılmaz ilk “x” oyuncuyu belirlemek yeterlidir. Özellikle playoff sistemi gibi daha büyük dizgelerin parçaları olan turnuvalar belirli sayıda kişiye puan dağıttıkları için bu tip turnuvalar için önemli olan bu üst gruptaki sıralamadır. Ancak yine de bu durum turnuva organizatörlerinin küçük kâbuslarından biridir -merak edenler için büyük kâbuslardan biri aşağıdadır. Çünkü İsviçre Biçemi (ya da türevi) bir turnuvada bir oyuncunun turnuvadan çekilmesi (kalan turlara katılmaması) o tura kadar oynadığı rakiplerinin RPT'lerini ve dolayısıyla eş puanlı katılımcılar arasındaki yerlerini ciddi bir şekilde etkiler. Sırf galibiyetle birinci çıkan oyuncu için bir sorun yoktur zaten. Ancak eşik altında kendi performans ölçüsü olarak kaybettiği/kazandığı maçları ve oyun kalitesi yerine diğer oyuncular arasında bulunduğu sırayı temel alan oyuncuların çoğunluğu oluşturması nedeniyle çok baş ağrıtacak bir olaydır.

Bu vesileyle tekrar etmiş olayım: İsviçre Biçemi ve türevi turnuvalarda oluşan sıralama sağlıklı bir başarım ölçüsü değildir. Onun yerine doğrudan rakiplerinizin gücüne (Kimleri yenmiş? Kimlere yenilmiş?) ve rakiplerinize karşı yapabildiklerinize bakmanız kişisel gelişiminizi takip etmek açısından daha sağlıklı ve doğrudur.


- “Üst gruptan bir oyuncu turnuvayı terk etti nasıl devam edeceğiz?

İşte bu turnuva organizatörlerinin büyük kâbuslarından biridir. İngiliz Go Derneği (British Go Association -BGA) eşik üstü oyuncuların turnuvadan ayrılması ya da turlara katılmaması durumunda söz konusu oyuncuların puanlarının düşürülerek üst gruptan çıkarılmaları ve eşik altı oyuncuların üst gruba fazla etki etmemelerinin sağlanmasını önermekte. Bu da üst grupta olup turnuva dışı kalan oyuncuyla karşılaşmış oyuncuların RPT puanlarının kalan tur sayısının bir fazlası kadar düşmesi anlamına gelmekte. Play-off puanlarının belirlendiği ilk 8~12 oyuncunun sıralamasında oynamalara sebep olacağı için çıkabilecek sorunların haddi hesabı yoktur. Yine de burada yapılabilecek en makul şey turnuvayı terk eden oyuncuyu kalan turlar için katılmadı göstermektir – ve eğer mazeretsiz ayrıldıysa diğer organizasyonlarda sorun çıkmaması için kendisini Derneğe bildirmektir. Peşinden de gelen "şikâyetleri" turnuvayı terk eden oyuncuya yönlendirebilirsiniz.

Sonsöz:

Bu yazıyı ilk ele aldığımda “Türkiye'de oyuncu sayısının artması ile, değişik fikirler ve bu fikirlerin uzantısı olan yeni uygulamalar da Go dünyasına renk katmaktadır. Ancak oyuncu trafiğinin dönem dönem [15] artması ve bilgi aktarımındaki kesintiler, oyun ortamını daha yüksek kalite sağlayacak bir düzenden karmaşaya doğru sürüklemektedir. Bu durumun kısa zamanda sağlıklı bir çözüme kavuşturulması dileğiyle.” paragrafıyla bitirmiştim. Çağatay Tavşanoğlu'nun güzel ve özverili girişimiyle Merdiven blog bu çözümlerden biri olma yolunda. Umarım bu girişim bizlerin ömrünü de aşarak kalıcı bir çözüm olur.



Notlar:

1- Single knockout ve double knockout terimlerinin Türkçe karşılığını bulamadığım için yerlerine "tek elek" ve "çift elek"i kullandım. Round-robin olarak geçen, herkesin grubundaki tüm oyuncularla en az birer defa oynadığı dizgeye de hem İngilizce'ye olan atfı hem de eşleştirme algoritmasının oluşturduğu düzen dolayısıyla dönme dolap dedim. Katlama, komşu ve fermuar da yine sırasıyla fold, adjacent ve slide yerine uygun gördüğüm sözcükler oldu. Bu terimlerin Türkçesini bilen varsa öğrenmek ve düzeltmek isterim, eğer Türkçesi yoksa terim olarak önerimdir.
2- 6. Uluslararası İstanbul Go Turnuvası katılımcı listesi baz alınmıştır.
3- Türkçe'de Eleme usûlü Turnuva olarak geçen ve İngilizcesi Knockout Tournament olan bu turnuva biçeminin türevlerine de elek analojisine dayanarak isim takmak pratik ve akılda kalır bir çözüm gibi geldi. Burada malumu ilam etmek pahasına, İngilizcesi "single knockout", "double knockout".. şeklinde geçen turnuva usûlüne "tek elek", "çift elek".. dememin ardındaki benzetme şu: bu turnuvalarda kaybeden düşer kuralı elek gibi davranır, kazananlar eleğin üstünde kalırken yenilenler elek altına düşerler ve başka elek olup olmamasına bağlı olarak devam eder ya da turnuva dışı kalırlar.
4- Bahsedilen puan sistemi yaygın olarak bilinen olmakla beraber tek kullanılan da değildir. Maçlara katıl(a)mayan oyuncular ile ilgili çeşitli düzenlemeler de bulunmakta, farklı turnuva düzenleyicileri ve kulüpler farklı puanlama geleneklerini kabul etmektedir.
7- İngiltere ve ABD'de sıkça kullanılan şekil, 1 dan seviyesinin 0 noktası kabul edilip aşağıya doğru eksi, yukarıya doğru da dan seviyesinin 1 puan eksiği hesabıyla McMahon puanı atanmasıdır. Avrupa'da ise eksi puanların moral bozucu olduğu gerekçesiyle sıfır puan 1 dan seviyesine değil de 20 kyu seviyesine verilmekte. Dan seviyelerine doğru çift rakamlı başlangıç McMahon puanları oluşmaktadır.
10- Çift rakamlı kyu seviyelerinde özellikle 18kyu-30kyu aralığında oyuncuların bilgileri aynı alanlarda denk düzeyde olmayabilmektedir. Söz gelimi 20kyu olduğu varsayılan bir oyuncu 15kyu bir oyuncunun açılış bilgisi ve strateji kurma yetisine sahipken 25kyu bir oyuncunun henüz aşmadığı taş kaybetme hatalarına düşebilmektedir ya da bir 25kyu seviyesinde stratejik bilgiye sahipken bir 15kyu kadar iyi ölüm-kalım problemi çözebilmektedir. Bu dengesizliklerin önceden bilinememesi dolayısıyla avans olmaksızın belki de denk bir oyun çıkarabilecek farklı seviyelerdeki oyuncuların oyunlarında avans tespit edilmesi dizgenin dengeleyicilik görevini tam tersine çevirebilmektedir.
11- Burada tüm katılımcıların sıralamasını değil ilk üçün/beşin sıralamasını göz önünde bulundurduğumu tekrar belirteyim; kalan oyuncular için de bir sıralama ortaya çıksa da bu tali ve sağlığı tartışmaya açık bir sonuçtur.
12- DAGŞ: Dünya Amatör Go Şampiyonası (WAGC - World Amateur Go Championship)
13- Herhalde DAGŞ'ye 20kyu katılımcı olmamıştır bu sadece ekstrem durumlarda da kuralın geçerli olduğunu anlatmak için başvurduğum bir mübalağa.
14- Henüz İsviçre dizgesinin limiti aşılmamış olmasına rağmen (birinci belirlemek için 64 kişiye kadar 6 tur yeterli) sınıra çok yakın katılım olduğundan McMahon dizgesinde deneyim sahibi olunması gerekmekteydi.
15- Trafik ile kasıt yeni katılan oyuncular ile eşzamanlı olarak oynamayı bırakan oyuncuların yarattığı harekettir.

Yazarın notu: Şimdi yazdıklarımın hassasiyet yaratma olasılığına karşı şunu da tekrar belirteyim: Yazdıklarım -sahiplerinin belirtildiği kısımlar hariç- tümüyle kişisel araştırma, düşünce ve çıkarımlarım olup başka bazı bireylerin düşünceleriyle koşutluklar gösterebilir; ancak benden başka kişi, kurum ve kuruluşları bağlayıcı niteliği yoktur. Yazılanlar bilimsel bir sav ortaya atma ve savunma ya da kesin doğruları yansıtmaktan çok okuyanları düşünmeye, araştırmaya sevk etme ve görüş paylaşma amacı gütmektedir.


İşbu yazı, http://merdivengo.blogspot.com/ ve yazarı (Barkın Çelebican) kaynak gösterilmek kaydıyla fanzin vb. kar amacı gütmeyen yayın kuruluşlarınca ve kişilerce alıntılanabilir hatta bu kısım yazı sonuna ekli kalmak koşuluyla tümüyle kopyalanabilir. Bu paragrafta bahsi geçen hakların saklı kalması ve ekleme, çıkarma ya da düzeltme yapanın adını -yaptığı değişiklikleri belirterek- yazı sonuna eklemesi koşuluyla da değiştirilebilir. Ticari kuruluşlar ücretsiz olarak, anlam kaymasına yol açmayacak ve alıntı sınırlarını aşmayacak şekilde yine go oyunculari yazışma grubu ve yazarı kaynak gösterilmek kaydıyla, alıntı yapabilirler. Yazının (varsa) geriye kalan tüm ticari hakları yazarınca TGOD'ye bağışlanmıştır. Kullanım hakları ve ücretlendirme ile ilgili lütfen YK (tgodyonetim@yahoogroups.com) ile temasa geçiniz.

4 yorum:

  1. elek yerine eleme usulü denebilir mi?

    YanıtlayınSil
  2. sanırım farkı anlamadım :)

    YanıtlayınSil
  3. Merhabalar, bu güzel yazı için teşekkürler. Benim eşleştirme dizgesine dair bir küçük sorum olacak. Şu ana kadar Avrupa Go Veri tabanına yansımış katıldığım turnuva sayısı fazla olmamakla beraber bu turnuvaların çoğunun ilk turunda Alper Özmen veya Çağatay Tavşanoğlu ile karşılaştım. Bu bir tesadüf olabilir mi? İlk tur eşleşmeleri rastgele değil ise hangi mantıkla yapılmakta. Bu konuda son dönemde başka arkadaşlarımında benzer gözlemleri olduğunu öğrendim ve sanırım alfabetik sıralama ilk tur eşleşmelerinde belirleyici olabilir diye düşünüyorum.

    YanıtlayınSil
  4. Ben bahsettiğin durumun tesadüf olduğunu düşünüyorum. Benzer gözlemlerim benim de var, ama özellikle turnuvalara hep yakın ya da aynı seviyelerle katılan oyuncuların eşleşme olasılığının daha yüksek olduğunu düşünürsek, söz konusu tesadüfler bundan dolayı gerçekleşiyor olabilir. Bir rakiple iki yıl içerisinde sadece 3-4 kez eşleşmiş olmanın tesadüf olup olmadığını sınayabilmek zor (özellikle de toplam katıldığımız turnuva sayısı az olduğundan), bunun için daha uzun süreli veriye ihtiyaç var sanırım.

    YanıtlayınSil